Fransız lider Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron hakkında, gazeteci Florian Tardif tarafından kaleme alınan “Neredeyse Mükemmel Bir Çift” adlı kitap, Elysee Sarayı’ndaki güç dinamiklerine, özel hayatın siyasi kararlara etkisine ve Cumhurbaşkanlığı yönetim tarzına dair çarpıcı iddialar barındırıyor. Kitapta en çok dikkat çeken konu, Macron’un ünlü İranlı oyuncu Gülşifte Ferahani ile olan potansiyel yakınlaşması.
Mayıs 2025’te, Macron çiftinin Vietnam’ın başkenti Hanoi’ye yaptığı ziyarette, Brigitte Macron’un eşine tokat attığı anlar sosyal medyada geniş bir yankı bulmuştu. Brigitte’in öfkesinin sebebi, eşi Emmanuel Macron ile Gülşifte Ferahani arasında olduğu iddia edilen “duygusal” bir bağdı. Kitaba göre, çift aylarca mesajlaşmış ve zaman zaman flört dolu diyaloglar kurmuştu. Ferahani’nin Macron’a “Sizi çok çekici buluyorum” dediği, Macron’un da “Ben de sizi çok güzel buluyorum” yanıtını verdiği iddialar arasında yer alıyor.
Kitap, Macron’un kamuoyuna yansıyan güçlü lider imajı ile yönetim sürecinde sergilediği gerçek profil arasındaki çelişkilere odaklanıyor. Tardif, Macron’un 2017’de Cumhurbaşkanlığına geldiğinde kendisini mesafeli bir lider olarak tanımladığını hatırlatıyor. Ancak, kitapta yer alan ifadelere göre Macron, karar verme süreçlerinde zaman zaman kararsızlık ve aşırı analiz eğilimi gösteriyor. 48 yaşındaki liderin, “iyi öğrenci sendromu” olarak tanımlanan bir tutum sergilediği, her detayı inceleme ve kesin bir karar vermeden önce her şeyden emin olma ihtiyacı duyduğu ifade ediliyor. Bu durumun kritik siyasi anlarda süreci yavaşlattığı öne sürülüyor.
Brigitte Macron’un rolü ise kitaptaki en dikkat çekici unsurlardan birini oluşturuyor. Eski danışmanların görüşlerine göre, Brigitte sadece bir eş değil, aynı zamanda karar alma süreçlerinde duygusal denge unsuru ve bazen de belirleyici bir aktör olarak öne çıkıyor. Macron’un, eşi yanında olmadığında paniğe kapılabilecek kadar güçlü bir bağa sahip olduğu belirtiliyor. 2017’de Elysee Sarayı’na yerleştiğinde, “Brigitte mutlu olmalı. Eğer sıkılırsa ve işe yaramaz hissederse, bu görevde kalamam,” şeklindeki sözleri bu bağı özetliyor.
Kitapta, Brigitte Macron’un yalnızca duygusal destek sağlamakla kalmayıp, siyasi süreçlerde de etkili olduğu iddia ediliyor. Örneğin, 2025’te önerilen bir referandum girişiminin, olası bir “güvensizlik oylamasına” dönüşebileceği endişesiyle Brigitte tarafından engellendiği belirtiliyor. Aynı zamanda, bazı bakanlık atamalarında ve özellikle Cumhurbaşkanlığı için potansiyel adaylar arasında yer alan Gabriel Attal gibi isimlerin kariyerleri üzerinde de dolaylı etkisi olduğu iddia ediliyor.
Sonuç olarak, Elysee Sarayı’nda yaşanan olaylar ve Macron’un liderlik tarzı hakkında pek çok soru işareti var. Bu kitap, hem Macron’un hem de Brigitte’in siyasi yaşamındaki karmaşık dinamikleri gözler önüne seriyor.