TZOB Başkanı Bayraktar’dan balıkçılara uyarı: ‘Boy yasağına dikkat edilmeli’

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, balıkçılıkta av yasağı ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

Denizlerde trol ve gırgır ağları ile avcılık yapan balıkçıların balık avlayamayacağını belirten Bayraktar, “Av yasakları balık popülasyonunu ve denizlerimizi korumak için alınan bir önlemdir. Av yasağı, 1 Eylül 2023’e kadar devam edecek. Sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması için tüm balıkçılarımızın av yasaklarına uymaları gerekiyor. Yasak avcılık faaliyetlerinin de il ve ilçe müdürlüklerimize ya da jandarmaya bildirilmesi önem taşıyor. Av yasağı süresince balıkçı tezgahlarında daha çok kültür balıkları olan çipura, levrek ve alabalığın yanı sıra ithal edilen balıkları ve av sezonunda avlanıp uygun koşullarda saklanan balık türlerini bulmak mümkün olacak” ifadelerini kullandı.

‘BOY YASAĞINA DİKKAT EDİLMELİ’

Av yasağının başlamasıyla birlikte balıkçıların, karasuların bitişiğindeki uluslararası sularda ve su ürünleri avcılık tebliği ile getirilen düzenlemelere uyulması şartıyla uzatma ağlarıyla avcılık yapabileceğini belirten Bayraktar, “Av yasaklarına uyulması sektör için büyük önem taşıyor. Tezgahlardaki balık çeşitlerinin ve miktarlarının azalmaması için yoğun baskı altında yapılan avcılıkta yasaklar büyük rol oynuyor. Balık alırken boy yasağına aykırı olarak avlanmış küçük balık satışına, av yasağı süresince yasak olan türlerin satışına ve balık satış yerlerinde asgari hijyen şartlarına uyulup uyulmadığına dikkat edilerek balık alınmalıdır. Yurttaşların bu yöndeki tavır ve tutumları balıkçılık sektörü için büyük önem arz ediyor” dedi.

‘AVCILIK ÜRETİMİ DÜŞÜYOR, YETİŞTİRİCİLİK ARTIYOR’

Su ürünleri üretim rakamlarına göre avcılıkta düşüşün, yetiştiricilikte ise büyümenin görüldüğünü kaydeden Bayraktar, “2002 yılında 566 bin 682 ton ile su ürünleri üretiminin yüzde 90.3’ü avcılıkla karşılanırken bu rakam 2012 yılında 432 bin 442 ton ile yüzde 67.1’e, 2020 yılında ise 328 bin 165 ton ile yüzde 41.1’e geriledi. 2002 yılında 61 bin 165 ton ile su ürünleri üretiminin yüzde 9.7’sini yetiştiricilik karşılarken bu rakam 2012 yılında 212 bin 410 ton ile yüzde 32.9’a, 2020 yılında ise 471 bin 686 ton ile yüzde 58.9’a yükseldi. 20 yıl önce ülkemizin balık ihtiyacının neredeyse tamamı avcılık üzerinden karşılanıyordu. Günümüzde ise yetiştiricilik sayesinde geçmiş yıllara göre avcılığa bağımlılık azaldı. 2021 yılında su ürünleri üretimimiz yüzde 1.8 oranında artarak, 799 bin 851 tona yükseldi. Su ürünleri üretimimizin yüzde 32.8’ini avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, yüzde 4.1’ini avcılık yoluyla elde edilen diğer deniz ürünleri, yüzde 4.1’ini avcılık yoluyla elde edilen iç su ürünleri ve yüzde 59’unu yetiştiricilik ürünleri oluşturuyor” açıklamasında bulundu.

‘YETERLİ ALTYAPI YOK…’

Türkiye’de denizlerden avcılıkla yapılan üretimin kıyı balıkçılığına dayandığını belirten Bayraktar, “Mevcut balıkçı teknelerinin fazla olması da av baskısı yaratıyor. Ülkemizde yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığı yapılamıyor. Bu nedenle de av baskısı kıyı sularımızda yoğun olarak görülüyor. Ülkemizde uzun süreli açık deniz balıkçılığı yapabilecek, avladığı su ürünlerini işleyip, depolayabilecek bir filo kapasitesi bulunmuyor. Uluslararası sularda avcılığın yapılabilmesi için gerekli girişimlerin ve bu yönde yatırımların yapılması su ürünleri sektörümüz için büyük önem taşıyor.

Sürdürülebilir avcılığın sağlanması sektörün geleceği için önemlidir. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde araştırmaların yapılmasına ve koruma kontrol çalışmalarının artırılmasına öncelik verilmelidir. Sağlıklı beslenme açısından da büyük önem taşıyan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçılarımızın, av yasaklarına titizlikle uyması büyük önem taşıyor. Su ürünleri avcılığı yapan tüm balıkçılarımızın da sürdürülebilir avcılığın sağlanabilmesi için uygulanan balık boyu, zaman, derinlik, mesafe ve av araçları ile ilgili düzenlemelere ve yasaklara titizlikle uymaları, kendi geleceklerini tehlikeye atmamaları gerekiyor. Su ürünleri üretiminde sürdürülebilirlik ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler, eylem planları ve hedefler belirlenmelidir” ifadelerini kullanarak sözlerini bitirdi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*